Allah’ın Kuluna Seslenmesi

2010-05-12 01:16:00

Allah’ın Kuluna Seslenmesi

Burada tedbir ve rızk konusunda Allah’ın, hakikat hatiflerinin (Hatif: Görülmeyen fakat sesi duyulan. Gaipten ses veren melek.) diliyle kuluna gizli konuşmasını ele alıyoruz.

Ey kulum!

Dikkatle dinle. Her şeyin tarafımdan sana bolca geldiğine şahitsin. Kulak ver ki, zira ben senden uzak değilim. Sen nefsin için tedbir almadan önce ben, senin için tedbirimle var idim. Sen de nefsin için kendini dikkate alma. Sen daha var olmadan önce ben, senin gözetimine kefil oldum. Hala bu gözetimimi sürdürüyorum.

Yaratmak, şekil ve biçim vermek, hüküm ve tedbirde bulunmak sadece bana aittir. Yaratma ve biçim vermede niçin bana ortak oluyorsun? Bana hikmetimde, yönetim ve tedbirimde ortak olma. Kendi mülkümde her şeyi önceden düşünen, biricik tedbir sahibi benim. Bunda bir dayanak ve yardımcım da yoktur. Ben otorite ve saltanatımda tekim; yardımcıya ihtiyacım yok.

Ey kulum!

Sen henüz yaratılmadan senin yararına tedbirler alana, istek ve maksatta ortak olmaya çalışma. Sana iyi niyetlerle yaklaşana sen inatla karşılık verme. Ben sana iyi niyetlerle yaklaşmayı kendime adet edindim; öyleyse sen de benim yanım sıra tedbiri terk et.

Ey kulum!

Tecrübenin ardından şüphe mi?! Bir şey apaçık anlaşıldıktan sonra şaşkınlık mı? Allah’ın dosdoğru yolu açıkca belli olduktan sonra sapıklık mı?!

Sen hükümranlığın bana ait olduğunu kabul etmiştin. Sen de benim hükümdarlığımın bir parçasısın. O halde rablığım konusunda benimle tartışma. İlahlığıma, kendi tedbirinle aykırı düşme. Seni, ne zaman sana muhtaç yaptım ki, kendine çözümler ve çareler arıyorsun? Hükümdarlığıma ait bir şeyi başkasına ne zaman teslim ettim ki, o seni doyursun. Tedbirini bizzat üstlendiğim kimse ne zaman bir zarar ve ziyana uğradı? Yardımcısı ben olduğum kimse ne zaman  yardımcısız kaldı?

Ey kulum!

Benim hizmetimle meşgul olmak, pay ettiğimi talep etmekten seni kesinlikle alıkoymalıdır. Bana olan hüsnü zannın da Rablığım konusunda ithamlarda bulunmaktan seni engellesin. İyilik ve ihsan sahibinin töhmet altına alınması doğru değildir. Güç ve kudret sahibiyle kavgaya girilmez. Her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim olan ve hükmünün dışına hiçbir şeyin çıkamadığı zata karşı durulmaz, aykırı olunmaz. Hüküm sahibine itiraz edilmez. İnce ve en gizli işleri bütün incelikleri ile ve kolaylıkla bilen ve nasıl yapıldığı gizli olan, en latif şeyleri yapan ve varlıkların ihtiyaç duyduklarını lütfuyla verenin yanı sıra, hiçbir sıkıntı insana zor gelmez. Benim yanım sıra istek ve maksatlar ortaya koymayı terk eden kimse mutlaka başarıya ulaşmıştır. İşlerini bana havale edenin işleri mutlaka yolunda gider. Her hareketinde beni zikreden muhakkak yardımıma mazhar olur. Sebeplerime yapışan kimse elbette sebeplerin en sağlamına tutunmuştur.

Ey kulum!

Senden sadece bizi istemeni, bizimle beraber başkasını istememeni istiyoruz. Senden sadece bizi tercih etmeni, bizimle beraber başkasını tercih etmemeni istiyoruz. Başkasından değil sadece bizden razı olduğunda biz de senden razı oluruz.

Ey kulum!

Benim yeryüzünde ve gökyüzünde olan tedbirime teslim olduğun ve her ikisinde tek hükümran olduğuma teslim olduğun gibi varlığını da bana teslim et. Sen benimsin, benimle beraber tedbir almaya kalkma. Sen benimle biliktesin. O halde beni vekil edinip, kefil olarak da bana güven ki, sana bolca bağışta bulunup, büyük bir şeref bahşedeyim. Vah sana! Biz senin şeref ve haysiyetini, seni nefsinin işleriyle uğraştırmaktan ulvi yaptık; o halde sen de şeref ve haysiyetini küçük düşürme.

Ey kulum!

Benimle tartışan, gerçekte bana iman etmemiştir. Benim yanımsıra tedbir alan, beni birlememiştir. İndirdiğimin dışında bir şeye razı olan, benden razı olmamıştır. Benimle birlikte başkasını da tercih eden, beni tercih etmemiştir. Kahrıma boyun eğmeyen, emrime itaat etmemiştir.

Nefsin için tedbir istemişsen, cahilsin demektir. Peki, nefsin için tedbire başvurmuşsan nasıl olacak? Bir şeyi benimle birlikte tercih edersen insaf etmemiş olursun. Peki, beni bırakıp onu tercih edersen, nasıl olacak?

Ey kulum!

Elinde olanla kalben mutmain olup ta, benim katımda olanla mutmain olmazsan, bu sana cahillik olarak kafi gelmez mi? Ben, senin beni tercih etmeni tercih ediyorken, sen benim için olan tercihimden başkasını mı tercih ediyorsun?

Ey nefsi hakkında kaygılı kul!Onu bize bırakırsan, rahat edersin. Vah sana! Tedbirin ağır yükünü Rububiyet kuvvetinden başkası taşıyamaz. İnsanın zayıflığı onu taşımaya güç yetiremez. Vah sana! Sen taşınansın, bunu değiştirip taşıyıcı olma. Biz senin rahata ermeni diledik, böyleyken sen kendini yorma.

Ey kulum!

Ben sana, bana hizmet etmeni emrettim, taksimatımla da sana kefil oldum. Ama sen emrimi yerine getirmedin, kefaletimde de şüpheye düştün. Taksimatımla sana kefil olmakla yetinmeyip; ayrıca bunun için yemin ettim. Sonra yemin etmekle de yetinmedim, bir de akleden kullara örnek getirip,şöyle buyurdum:

Semada da rızkınız ve size vaat edilen başka şeyler vardır. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.” (Zariyat Suresi 22-23. Ayetler)

Bana isyan edeni rızıklandırırım da itaat edip,  dua edeni rızıklandırmaz mıyım. Vah sana! Ağaca su veren, onu dikendir. Yaratılmışa yardım eden de onu yaratandır. Yaratıkları yaratmak benim işim, yardımla onları desteklemek de benim sorumluluğumdadır. Yaratmak benim işim. Onları rızıkla desteklemek benim sorumluluğumdadır. Seni evimde konuk eder de lütuf ve ihsanımdan mahrum eder miyim? Seni kainata salar da yardımsız bırakır mıyım? Seni varlık dünyasına çıkarır da cömertliğimden yoksun bırakır mıyım? Lütuf ve ihsanlarımı sana hazırladım; rahmetimi de senin üzerinde tecelli ettirdim. Dünyayı vermekle yetinmedim, senin için cenneti hazırladım. Cenneti vermekle de yetinmedim, cemalimi görmekle seni onurlandırdım.

Ben bunları yapan olduğum halde iyiliklerimde nasıl şüpheye düşersin? Beni tercih et, başkasını bana tercih etme. Kalbini samimi ve yürekten bağlılıkla bana döndür. Kalbini bu şekilde bana döndürdüğünde, lütfumun inceliklerini ve cömertliğimin güzelliklerini sana gösteririm.

Yemin olsun ki, ben hakikat sahiplerine yolumu gösterdim. Hak yolunda gideceklere hidayet yollarımı açıkladım. Böylelikle yakin sahipleri bana gerektiği şekilde teslim olup, müminler de Allah’a güvenlerini gösterdiler. Anladılar ki, gerçekten ben onlar hakkında en hayırlı olanım. Onlar için, gerçekleştirdiğim tedbir; onların kendileri için yaptıkları tedbirlerinden daha hayırldıır.

Rububiyetime teslim olup, boyun eğdiler. İşlerini bana havale ederek, nefislerini benim için terk ettiler. Bunun karşılığında ben de onların nefislerine rahatlık, akıllarına nur ve kalplerine marifet verdim. Bu mükafatım, bu geçici dünya hayatındadır. Bana döndüklerinde katımda onlara daha büyük bir makam ve yerleşim vereceğim. Onları cennetime yerleştirdiğimde de onlara hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbinin düşünemediği nimetler vardır.

Ey kulum!

Geleceğe ait bir hizmeti senden istemedim. O halde sen de geleceğe ait bir kısmeti benden isteme. Senden bana hizmet etmeni istediğim zaman senin rızkını da üstleniyorum. Sen beni unutsan da ben asla seni unutmuyorum. Çünkü sen henüz beni hatırlamadan önce ben seni hatırlamıştım. Bana isyan etsen de rızkım sana ulaşmaya devam edecektir. Sen benden yüz çevirdiğin halde sana davranışım böyle olursa, sen bana yöneldiğinde sana nasıl davranacağımı düşün.

Kahrıma boyun eğmezsen, kadrimi gereği gibi takdir edemezsin. Emir ve yasaklarıma riayet etmezsen, lütuf ve ihsanımın hakkını da yerine getirmezsin. Öyleyse benden yüz çevirme. Benden yüz çevirirsen, yerimi dolduracak kimseyi kesinlikle bulamayacaksın. Benden başkasıyla aldanma; seni benden müstağni yapacak hiç kimse olamaz, yoktur.

Kudretiyle seni yaratan ve lütuf ve ihsanları sana sunan benim. Benden başka yaratıcı olmadığı gibi benden başka rızık verici de yoktur. Ben yaratır da sonra o yarattığımı başkasının insafına bırakır mıyım? Ben âlicenaplığımdan cömertçe harcayanım; kullarımı bu cömertliğimden yoksun bırakır mıyım? Herkese lütuf ve ihsanda bulunan benim.

Ey Kulum!

Ben kulların Rabbiyim; bana güvenip dayan. Kendin için istemeyi bırak ki, istediğini sana vereyim. Geçmişte sana ulaşan lütuflarımı ve sevgi hakkımı unutma.

 

Kaynak: “Gelin Tacı Hasta Kalplerin İlacı” (S:118-123)  İbn Ataullah El- İskenderi

 

http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif

310
0
0
Yorum Yaz